Navia Psikoloji
#Film Okuması
Odysseus’un Tanrıları Nerede?

Odyssey filminde en çok dikkat çeken şeylerden biri, kitapta hikâyenin neredeyse her yerinde olan tanrıların filmde olmayışı. Aslında tamamen yok değiller. İsimleri geçiyor, onlardan bahsediliyor ama Homeros’un anlatımındaki gibi olayların içine doğrudan giren, karar veren, cezalandıran, yardım eden tanrılar yok. Bu küçük gibi görünen fark, hikâyenin anlamını epey değiştiriyor.


Örneğin Homeros’un anlatımında, cadı tanrı Circe’nin büyüsünden kurtulabilmesinin nedeni Hermes’in Odysseus’u tehlikeye karşı uyarması ve onu koruması için verdiği moly adlı bitki. Hermes Odysseus’a Circe’nin neler yaptığını anlatıyor ve onu büyüden koruyacak şeyi veriyor. Filmde ise Hermes yok. Odysseus kendi sezgisi, cesareti ve dikkati sayesinde Circe’nin hazırladığı yemeğe güvenmiyor ve büyüye direnip, kendini de arkadaşlarını da kurtarıyor.


Benzer bir değişiklik Calypso’da var. Homeros’un anlatımında Odysseus’un Calypso’nun adasından ayrılabilmesinin arkasında Zeus’un kararı ve Hermes’in müdahalesi bulunuyor. Filmde ise ilahî bir emir yerine Odysseus’un vicdanı var. Tek isteği evine, çok sevdiği karısı Penelope ve oğluna kavuşmak olan Odysseus; uzun yılları bir adada Calypso ile geçirdiğini ve her şeyi unutmuş olduğunu  şaşkınlık ve acı içinde fark ediyor.  Bir insanın yıllardır içinde bulunduğu bir şeyi ancak bir anda fark etmesi, terapide karşılaşılan bazı ruhsal süreçleri, farkındalıkları andırıyor.


O’na her şeyi unutturan, yediği Lotus çiçeği ise, pek çok insanın duyduğu acı ile baş etmek için kullandığı “inkâr” mekanizmasını çağrıştırıyor. Odysseus’un büyük bir inkâr ile unutarak kurtulmaya çalıştığı asıl şey ise; suçluluğu. Truva savaşının fikir babası olarak şehir ve halk üzerindeki büyük yıkımla ilgili sorumluluk duyuyor. Böylesine derin bir suçluluk arzusunun önünde bir engel olarak yaşanıyor, yıkım bu kez benliğine yöneliyor, hayalini kurduğu kavuşmayı yaşaması mümkün olmuyor. 


Bir kez daha Odysseus’un, her insanın karşılaşabileceği türden insanî bir ruhsal karmaşa yaşadığını görüyoruz. Suçluluk nedeniyle arzusu saldırıya uğrayan, doyuma ulaşamayan bir adam. Nitekim film boyunca O’nu takip eden Athena’nın sandığımız bakışların, aslında peşini bırakmayan vicdan azabının temsili olduğunu öğreniyoruz. 


Kitapta, tanrılar kahramanın başına gelen şeylerin asıl belirleyicileri. Tanrıların öfkeleri, merhametleri, yardımları, cezalandırmaları… Her şey tanrılar yüzünden ve tanrılar sayesinde. Filmde ise, hem cezalandıran ve yıkımların nedeni olan tanrıları, hem affeden ve eve geri dönüş yolunu açan bu tanrıları; insanın içinde, vicdanına yakın bir yerde buluyoruz. 


Artık tanrılar Olympos dağında değil, insanın içinde; belki de en büyük savaşlar Truva’da, Athena’nın tapınağında değil, insanın içinde veriliyor.

Amine Güzel